Bize Ulaşın

Bu ürünü oyla !

Sinema filmi çekmeden önce mekanlar belirlenir. Senaryo yazmaktan daha zor hal alır bazen çekin mekanı bulmak.Bazen yönetmenler filmlerini konusu itibariyle yahut başka nedenlerden dolayı yurt dışında çekerler. Yurt dışında filmlerini çeken yönetmenleri ve filmleri sizler için araştırdık buyrun bakalım. Hangi film nerede çekildi…


1-Fatih Akın – Duvara Karşı – Almanya

Cahit Tomruk (Birol Ünel) 40 yaşlarında Almanya’da yaşayan, hayattan vazgeçmiş bir Türk’tür. Üstelik duymakta olduğu acıyı dindirmek için kendisini kokain ve alkole vermiştir. Bir gece, bilinçli olarak arabasıyla duvara çarpar ve kıl payı hayatta kalır. Psikiyatri kliniğinde Sibel Güner (Sibel Kekilli) ile tanışır. O da intihar girişiminde bulunmuş olan bir Türk’tür. Sibel, Cahit’ten onunla evlenmesini ister, böylece tutucu ailesinin onu bunaltan kurallarından kurtulabilecektir. Cahit başta bu teklifi reddeder ama ardından plana uymayı kabul eder. Plana göre sadece ev arkadaşı hayatı yaşayacak, tamamen bağımsız özel hayatlara ve cinsel yaşamlara sahip olacaklardır. Fakat birbirlerine aşık olmalarıyla durum karmaşık bir hal alır ve Cahit’in Sibel’in sevgililerinden birini kıskanarak öldürmesi ile sonuçlanır. Cahit hapishaneye düşerken, Sibel İstanbul’a gider.Cahit hapisten çıkacak ve onu bulacaktır.

duvara karşı

 


2-Ferzan Özpetek – Şahane Misafir – İtalya

Sicilyalı Pietro’nun tek hayali ünlü bir aktör olmaktır. 28 yaşındaki Pietro oyunculuğu kafasına o kadar çok takmıştır ki amacına ulaşmak için bin türlü çılgın yolu denemekte sakınca görmez. Roma’ya gelir ve önce bir pastanede çalışmaya başlar, aynı zamanda da aktörlüğe giden yolları aşındırır. Başta kuzeni Maria’nın evine misafir olarak yerleşir sonra kendi evine çıkar ama kısa sürede evde bir gariplik sezer. Sanki eşyalar kendi kendine hareket etmektedir, gece vakti garip fısıltılar gelmektedir. Pietro sevimli dairesini kendisinden başka “7 buçuk” hayali sakin ile paylaştığını fark edecektir! İtalya’da yaşamını sürdüren Ferzan Özpetek’in dokuzuncu sinema filmi olan yapımın başrolünde Pietro’yu Elio Germano canlandırırken oyuncu kadrosunda Cem Yılmaz da var. Filmin müziklerinin büyük bölümünde İtalyan müzisyen Pasquale Catalano’nun imzası varken, Sezen Aksu’nun da filme özel parçalar bestelediği biliniyor

.şahane misafir


3-Orhan Aksoy – Kezban Roma’da – İtalya

basrollerini ediz hun ve hulya kocyigit’in paylastigi 1970 yapimi orhan aksoy filmi. filmde hulya kocyigit diger filmlerinden daha bir guzel gorunmektedir. yaliya gelen koylu akraba kizi, yalidaki iyi kalpli gorevli personeller, kotu anne ve kotu kizi, iyi amca* ve yakisikli ve zengin genc cokgeninde donen olaylari konu almaktadir film. filmdeki bir replik beni benden almistir. bir kiyafet balosu veren ediz hun abimiz baloda peri kiyafetleri icindeki ve gercekten de guzel olan hulya ablamiza ilk goruste vurulur. paso dans ederler. iltifatlar girila. bu iltifatlar esnasinda dozu oylesine kacirir ki ediz hun ortaokullu kizlari kandiramayacak bir laf eder:
– biliyor musun neyi merak ediyorum? acaba ben sizi tanimadan once de yasiyor muydum?
buna tav olur kezban. akil alacak is degil.
ayrica filmde zaman zaman yunanca altyazilar da gorunmektedir ve televizyonlarda sinemaskop sekilde yayinlanir.

kezban romada


 4-Özcan Deniz – Su ve Ateş

İngiltere Dil eğitimi için Londra’ya giden ve eğitimi bittikten sonra da orada yaşamaya devam eden Yağmur, Kemal’le tesadüf eseri bir uçakta karşılaşır ve tesadüfler peşlerini bırakmaz. Yağmur, çok az tanıdığı ve gizemli bir yönü olduğuna inandığ Kemal’e aşık olmuştur ve aralarında bir ilişki başlar. Hayatına giren diğer adamlardan farklı olan Kemal’in ise Yağmur’dan sakladığı çok büyük sırlar vardır. Londra’da rüya gibi günler geçiren çiftin, bugünleri kısa sürede geride kalacaktır. Asıl adı Haşmet olan Kemal, büyük bir aşiret hesaplaşması ve kan davasının içerisindedir. İki aşiretin, kanı karşılıklı olarak durdurması da tamemen Haşmet’e bağlıdır. Yağmur’u da içine sürükleyecek karanlık olaylar ise kapıdadır…

su ve ates


5-Tunç Okan – Otobüs – İsveç

Filmde hurda bir otobüsle yurtdışına kaçak olarak götürülen dokuz Türk işçisinin öyküsü anlatılıyor. Stockholm meydanında terkedilen işçiler şaşkındır. İlk kez büyük kent gören işçiler şaşkın bir şekilde vitrinlere, seks shoplara, telefon kabini içinde sevişen çiftlere, tuvalette eş arayan eşcinsellere şaşkınlık içinde bakakalır. Bu büyük şehirde kimi yaşamını yitirir, kimi İsveç polisi tarafından tutuklanır.

otobus


 6-Cansel Elçin – Kampuste Çıplak Ayaklar – Fransa

Doğu’nun gizemli hayat felsefesi, İstanbul’da bir üniversite kampüsüne dahil olursa ne olur? Bugüne kadar Hindistan’a yolculuk yapan, “Nirvana’ya eren” ve yapılan ruhani yolculuk ile arşa çıkan insanların varlığı hep şaşırtıcı hikayeler içermiştir. Bu deneyimler sonrasında hayatları değişen insanlar temasına takla attıran, farklı bir açıdan ele alan ve Türkiye’deki gençlerin hayatına odaklanan bir film olan “Kampüste Çıplak Ayaklar”ın hikâyesi İstanbul’daki bir Üniversite’de geçmektedir. Farklı sorunları olan gençlerin bulunduğu sınıfın kapısı bir gün açılır ve içeri adı Şiva olan Hintli bir kız girer. İlk başta herkesin giysileri ve görünüşünden dolayı alay ettiği kız, sonradan herkesin arkadaşı olacak ve farklı kültürden gelmenin verdiği farklı bakış açısı, inançlar, mitolojik hikâyelerin yardımıyla onların hayatını değiştirecektir. Ancak hiç kimsenin bilmediği, bu Hintli kızın bir sırrı olduğudur. Film günümüzün gençlerinin yüzeysel yaşantılarına, birey olmalarına izin vermeyen toplumsal baskılara ve gençlerin duygusal yönlerinin çöküşüne eleştirel bir bakış getirmesi ile öne çıkmaktadır.

kampuste cıplak ayaklar


 7-Levent Demirkale – Selam – Bosna Hersek

Harun, Zehra ve Adem idealleri olan 3 öğretmendir. Eğitim aşkıyla geride ailelerini, yurtlarını bırakarak, 3 farklı kıtaya doğru yola koyulurlar. Adem, Bosna Hersek’e doğru yollara düşerken, ardında hamile eşini bırakmıştır. Zehra ise Afganistan’a doğru giderken aşık olduğu Harun’un sevgisini yüreğine gömer. Harun ise geçmişi bir kenara bırakarak, fakirliğin halen hüküm sürdüğü eski sömürge devleti Senegal’a doğru yola çıkar. Açlığın, yoksulluğun hatta yer yer halen savaşın hüküm sürdüğü bu farklı topraklara barışı, dostluğu, kardeşliği ve yardım götürmeyi amaç edinen isimsiz kahramanlar, eğitim aşkını kendi yaşamlarının üstüne koyarlar. Her ülkeye yeni hatıralar, yeni hayatlar hediye ederler..

selam


 8-Ali İlhan – Sinyora Enrika İle İtalyan Olmak – İtalya

Sinyora Enrica (Claudia Cardinale), yıllar önce kocası tarafından terk edilince, erkeklerden uzak durmaya yemin etmiş ve evinden içeri erkek sokmamakla çevresinde ünlenmiş bir kadındır. Enrica, evindeki boş odaları İtalya’da geçici süre okuyan kız öğrencilere kiralayarak, dışarıya terzilik yaparak ve pazarda ev işi reçelleri satarak geçinmektedir.
Fakat yağmurlu bir gecede, kapısını çalan Türk öğrenci Ekin (İsmail Hacıoğlu), Enrica’nın kuralını bozacaktır. Enrica başta Ekin’i kapıdan sokmazken sonrasında hem evini hem de yüreğinde sakladığı sıcaklığı bu genç adamla paylaşacaktır. Enrica’ya kocasından geriye kalan tek şeyse hayırsız oğlu Giovanni’dir (Teoman Kumbaracıbaşı). Giovanni annesini sadece para istemek için hatırlar ve Ekin’in Enrica’ya olan yakınlığından rahatsız olur.
İtalya’ya amcasının isteği üzerine İstanbul’dan kalkıp, sırf dil öğrenmek için İtalya’ya giden Ekin’in hayatı asla eskisi gibi olmayacaktır.

sınyora enrıca


 9-Umut Dağ – Kuma – Almanya

1 aile, 2 kadın ve pek çok sır. Yıllardır değişmeden gelen, yıkılamayan geleneklerin, törelerin arasına sıkışan bir ailenin dramatik öyküsünü anlatan Kuma’da, ciddi bir hastalıkla mücadele eden bir kadın, kocasına ve ailesine kendi eliyle seçtiği genç bir kadını ‘mecburen’ kuma olarak getirir, kadının ölümle pençeleşirken kendi iç dünyasında ve ailede yaşananlar sade bir dille beyazperdeye aktarılıyor.

kuma


10-Kartal Tibet – Gurbetçi Şaban – Almanya

Şaban Yıldız, saf görünümlü bir gariban köylüdür. Ancak kurnazlık ve ciddiyetsizlik yapmadan duramamaktadır. Şaban, Almanya’ya iş bulmak için gider ve çalışma izni olmayan Türkleri sağlıksız ortamlarda çalıştıran gaddar bir Alman patronun eline düşer. Ayrıca kendisi gibi Almanya yolcusu iken otobüste tanışdığı Bahar adlı kıza aşık olmuş ve aynı fabrikada çalışmaktadırlar. Daha sonra Alman patronun uyguladığı zorbalık ve haksızlıklar karşısında birşeyler yapmaya karar verir. Yaptığı çok akıllıca bir planla önce Alman hükümetinden çocuk nafakası alarak kendisine bir iş kurar. Zaman içinde tüm yeteneklerini sergilemeye başlayan Gurbetçi Şaban, işçilikten zengin bir hayata doğru yükselmeye başlar.

Gurbetci-saban