Bize Ulaşın

Bu ürünü oyla !
1-Dünya Sinema Tarihi- Geoffrey Nowell Smith
Dünya-Sinema-tarihi

Sinema bir yeryüzü cennetidir. Oxford’un hazırladığı Dünya Sinema Tarihi, bu cennetin Paris’te yaratılışından günümüzdeki internet yayınlarına dek geçirdiği evrimi, ulusal sinema endüstrilerinin birbirinden kopuk gelişimi olarak değil, bir bütün olarak dünya endüstrisi bağlamında ele almaya yöneliyor. Sinema tarihini yalnız filmi, yönetmen ve oyuncuların tarihi olarak görmek yerine, sinema adlı çok yönlü kurumun izleyicilerinden çalışanlarına dek herkesin birbiriyle kurduğu ilişkilerin tarihi olarak görüyor. Kitapta İngiltere, Amerika, Fransa, Hindistan, Japonya ve diğer sinemalar olabildiğince eşit ölçüde yer alıyor. Gerekli görülen yönetmenler, oyuncular ve kavramlar için altbölümler açılmış. Sinemanın yüzyıllık yoğun tarihi “Sessiz Sinema” “Sesli Sinema” ve “Modern Sinema” olarak üç bölümde ele alan kitap, 300 resim ve Bugs Bunny’den İngmar Bergman’a 140 altbölümüyle eşsiz bir başvuru kitabı.


2-Türk Sinema Tarihi- Giovanni Scognamillo
Türk sinema tarihi
1895’te doğuşundan bu yana sinema, dünyanın her yerinde insanaları büyüleyen, mesaj veren, ağlatan bir sanat, tiyatronun yanında insanlığa ikinci bir ayna oldu. İşte Scognamillo da, sinemanın Türkiye’deki tarihine eğilerek, korunmamış, sahip çıkılmamış, kişisel çabalarla yaşatılmaya çalışılmış bir tarih okurun / seyircinin gözleri önüne seriyor. 1896’daki ilk sinema gösterilerinden başlayarak, 1990’lara, günümüze kadar gelen belgeler ve görsel malzemeyle destekli, titiz bir arşiv çalışmasına dayanan bir “antoloji” var okuyucunun elinde Türk sineması üç dönemde ele alınıyor: 1896–1959 arası hazırlık dönemi, 1960-1986 arası siyasal ve toplumsal çalkantıların sineması ve 1987-1997 arası yani entellektüel filmlerin, Türk sineması diriliyor mu sorusunun gündeme geldiği döneme kadar. Scognamillo’nun çalışmasını gerçek bir tarih kitabına yaklaştıran en önemli özelliği ise nesnelliği. Yazar, her dönemin ticari ve sanatsal ürünlerini, olumlu ve olumsuz örneklerini yanyana getiren bir yaklaşımla, ülke sinemasının bütününe bakıyor. Sonuçta Türk Sinema Tarihisinemanın bugününü anlamak için geçmişi ele alan, geçmişten koparmadan değerlendiren “hakiki” bir antoloji oluyor. Scognamillo, kimi zaman sözü dönemin sinemayla ilgilenen yazarlarına bırakarak, okuyucuya gerçek izlenimler de sunuyor. Türk sinemasını, ilk sinematograftan, günümüze kadar gelişiminin izlendiği bu “tarih” kitabında, aynı zamanda bir ülkenin panaromasını bulacaksınız. Her sinema/tarih meraklısının her okuyucu/seyircinin kütüphanesinde bulunması gereken önemli bir çalışma.

3-Sinema Akımları Sinema Dünyasını Değiştiren Filmler- James Clarke
Sinema akımları
Film çekmek ahlaki bir meseledir.
Jean-Luc Godard
Sinemaya gitmemizin nedenlerinden biri de hayat›m›za şiirsellik, eğlence ve aşk›nl›k katmak istememizdir.
Jim Kitses
Tarih her geçen gün biraz daha sinematografik bir surete bürünüyor.
André Bazin
Ben film çekmiyorum. Sadece görüntüleri bilinçli bir şekilde sıralıyorum.
Jean-Luc Godard

4-Sinemanın ABC’si- Rıza Kıraç
Sinemnın abcsi
“Bu kitap boyunca dünya ve Türkiye sinema tarihinin temelleri ve en önemlisi film üretim biçimlerinin teorik ve pratik süreçleriyle ilgili bilgiler vermeye çalıştım. Ama temelde unutmamamız gereken şey sinema yapma biçiminin kesinleşmiş, keskinleşmiş kuralları olmadığıdır. Bu sinema yapmanın temel kriterleri olmadığı anlamına gelmiyor. Sinemanın ABC’si, tam da bu kriterler üzerine yazıldı. Sanat yapan insan “yapan” olduğundan daha çok “bozan” biridir. Sanat değişime, gelişime ve önemlisi de muhalefete açık bir alandır.
Sinemanın ABC’si de sinema üretim biçiminin tarihsel köklerinden kopmadan geleneksel/konvansiyonel sinema yapma bilgisi üzerine inşa edilmiştir. Bunun nedeni çok açık, sinemanın temel kurallarını, olmazsa olmazlarını bilmeden, görmeden, uygulamadan bu kuralları bozma, yeni bir şey üretme şansımız yok. “Yaptım oldu!” diyebilmek için daha önce yapılanları bilmek gerekiyor, bilmeden hiç kimse, “Yaptım oldu!” diyemez. Diyebilenlerin de “dâhi” olması gerekir ki, bu ciddi bir şeydir! Kısacası sinemanın temel bilgilerini bilmeden dâhi olmak mümkün değildir.

5-HD Sinematografi- Sema Fener
hd
Sinemanın dili görseldir. Başka bir deyişle Sinema görsel bir sanattır. Diyalog ve müzik de önemlidir ama bir hikayeyi en iyi görüntüler anlatır. Yani iyi bir sinemacı görüntüyü tanımalı ve nasıl kullanılacağını bilmelidir. Sinemanın ilk 50 yıllık üretim dönemi Film (Pelikül) çağıdır. Film tek ve yegane görüntü kayıt ortamı olarak kullanılmıştır. Film kullanılarak görüntü yakalama pahalı, büyük sermayeye gereksinim duyan bir uygulamadır. 1980’li yıllarda dev elektronik şirketlerince yaygın bir şekilde halk kitlelerinin tüketimine sunulan “Elektronik Yöntem” ile hareketli görüntü yakalama ise çekim, işleme ve dağıtım aşamalarında çok daha az uzmanlık ve iş bölümü gerektiren ucuz bir işlemdir. Günümüzün popüler teknolojisi olan yüksek tanımlamalı (HD-High Definition) görüntüleme Beyaz Perde ve Televizyon ekranında film görüntüsüne en yakın görüntüyü veren elektronik dijital görüntü yakalama ortamıdır. 35mm film’in yaklaşık 4000 yatay piksele tekabül eden 4K çözünürlüğe sahip olduğunu var sayarak filmin çok daha detaylı ve keskin görüntüler vereceğini düşünebiliriz. Elektronik görüntüleme yönteminin keşfedildiği ilk günlerinden beri başarılmak istenen filmin yakaladığı gölge ve ışık detayı, derinlik, renk zenginliği gibi özelliklere sahip mükemmel görüntüye ulaşmak olmuştur. Sinematografır’a büyük kolaylıklar sunan diğer özelliklerin yanı sıra film görüntüsü ile eşdeğer kalitede bir görsellik sunmak bu görüntüleme yöntemindeki tüm teknolojik gelişme ve buluşların hedefidir. ‘HD Sinematografi’ kitabı, yazarının Post Prodüksiyon Endüstrisinde edindiği 20 yıllık bilgi ve deneyimin ana hatlarını okuyucuya taşırken, HD Görüntüleme Teknolojisini ve bu teknolojinin film ile kıyaslanmasını da anlatan bir bilgi kaynağıdır.

6-Sinematografi Görüntü Yönetmenliği- Mike, Tim Grierson
Sinemaatografi Görüntü Yönetmenliğ
Bir filmde yönetmenle en önemli işbirliğini yapan görüntü yönetmeni başlı başına usta bir sanatçıdır. Sinematografi kitabında dünyanın önemli on altı görüntü yönetmeni, gözlemlerini, deneyimlerini ve teknik başarılarını bir dizi özel söyleşiyle paylaşıyor.
Hem sinema izleyicilerinin hem de sinema sektöründe çalışanların ilgisini çekecek olan bu kitap, çağımızın önemli sanatçılarıyla birlikte kameranın arkasında durmak için harika bir fırsat.

7-Sinema ve Aydınlatma Tekniği- Gerald Millerson
Sinema ve Aydınlatma Tekniği
Ustaca ışıklandırma, sistemli bir mekanik duygusu ve duyarlı bir görsel hayal gücü içerir. Öngörü, kavrayış, sabır ve beceri gerektirir. Bunları uygulayarak öğrenmek, çok zaman alır. Bu kitap, yılların deneyiminin damıtılmış halidir; verdiği öğütler ve yol göstericiliği ile ilk adımlarınızda sizi başarıya ulaştırır.
İster televizyon, video ve film ışıklandırması okuyan bir öğrenci, ister ışıklandırmada çalışan bir profesyonel olun, bu kitap paha biçilmez yardımcınız olacaktır. Kamera ekibi, dekoratörler ve yönetmenler de dahil, prodüksiyon ekibinin öbür elemanları da bu kitapta işlerine yarayacak ilginç bilgiler bulacaktır.
Uluslararası alanda ilgi gören bu kitabın üçüncü baskısı, günümüzdeki gelişmeleri yansıtmak için yeniden düzenlendi. Temelde stüdyo ve mekanda ışıklandırmanın ilkelerini açıklarken, genişletilmiş metinler tek kamera, küçük ekip, doğaçlama çalışma, ekonomik ışıklandırma ve sınırlı olanaklarla çalışma konularını da ele alıyor. Işık malzemesiyle çalışırken gereken güvenlik önlemlerini de vurgulamaktan geri kalmıyor.
Film ve Televizyon için ışıklandırma tekniği, yazarın BBC stüdyolarında edindiği çok büyük ışıklandırma tecrübesini, verdiği dersleri ve danışmanlık çalışmalarını yansıtıyor.

8-Sessiz Sinema- Brian J. Robb
Sessiz Sinema
Viktorya öyküleri olarak başlayıp yirminci yüzyılın ilk yıllarında, yeni sanat ve gelişen bir endüstri olarak işaret edilen sinema, zamanla kendi başına tamamen ayrı bir sanat dalı haline geldi. Birçok kişi sinemanın yirminci yüzyıla damgasını vuran sanat dalı olduğunu iddia eder. On dokuzuncu yüzyılın son otuz yılı ile sesin filmle buluştuğu 1929 yılı arasındaki zaman dilimi, sinema sanatında büyük teknolojik ve estetik değişimlere sahne olmuştur. Sonuçta ise, filmin apayrı bir biçim olarak öne çıktığı, sessiz sinema çağı oluşmuş; yönetmen ve oyuncular birlikte çalışarak sanatsal kıstasları birlikte değiştirmişlerdir. 1927’de The Jazz Singer filmi ise, Al Johnson’un o ölümsüz “Daha hiçbir şey duymadınız” sözleriyle bu dönemi eşsiz bir şekilde sona erdirir.
Hareketli görüntüler oluşturmayı amaçlayan teknolojik deneyler, ilk olarak Avrupa’nın her yerinde birçok kişiyi peşinden sürükledikten sonra hızla, maddi olarak sömürülebilecek yeni bir iletişim aracının geliştiğini fark eden ticari oluşumların ilgi odağı olur. Sinema ilk günlerinden beri sinema ve ticaret arasında gidip gelmiştir. Seyircilere, kaydettiği “gerçekliği” yeniden yansıtmaktan öteye geçemeyen ilk filmler çok basit yapıdaydı; fakat montaj, hareketli kameralar, stüdyo ve gerçek mekân çekimleri gibi yaratıcı teknikler oluştukça, sinema da karmaşıklaştı. Zamanla bir film seyirci topluluğu da oluştu ve vodvil günleri artık sayılıydı; yaratıcı ve eleştirel bir topluluk, sinematik eşitliğin yapım tarafında bir araya geldi.
Sinema tarihine baktığımızda, eğlence sektöründe çalışan birçok kişinin sanatın biçimsel gelişimi ve teknolojik yeniliklerine çokça katkıda bulunduğunu görürüz. Bildiğimiz anlamda “sinemayı” tek kişinin icat ettiğini söyleyemeyiz; fakat Georges Mélies, D.W. Griffith, Cecil B. DeMille ve Charlie Chaplin gibi yetenekli insanların, biçimin sınırlarını genişlettikleri bir gerçek.

9-Sesli Sinema- Yelda Özkoçak
Sesli Sinema-
Sessiz olduğu yıllar boyunca sinemada müzik hep var olmuş, zamanla teknik olanaklar sayesinde, anlatımı kolaylaştırmak için efekt ve sözler kullanılmaya başlanmıştır.
Sesin anlamına, önemine, kaydına ve ses kayıt teknolojilerine değinilen bu kitapta, Dünya Sineması’nda ses öğesi ve ses teknolojilerinin kullanımı, kuramcıların görüşleri ışığında değerlendiriliyor. Türkiye’de üretilen filmlerdeki ses öğesi de Dünya Sineması’ndaki çağdaşları da göz önünde bulundurularak açıklanıyor. Türk Sineması’na ses alanında emek vermiş bir kısım isimlere yer verilerek, yerli filmlerde ki sesin evrimi ve sanatsal gelişimi değerlendiriliyor. Sinema ile ilgisi olan herkesin okuduğunda bir şeyler bulacağı bu çalışma, kitap severlerin beğenisine sunulmuştur.

10-Sinemada Ses Kullanımı- Mustafa Sözen
Sinemada Ses Kullanımı
Ses günlük yaşamla o kadar iç içe girmişti ki; insanın kendi sesini en yalın biçimde sözcükleri aktarmaktan büyük bir orkestranın notları seslendirmesindeki harmonik uyumuna ya da bütün seslerin kayıt altına alınması, saklanması, bir başka ortama aktarılmasına kadar yapılacak işlemler çok karmaşık ve ileri teknoloji kullanılmasının yanı sıra bilgi ve beceri de gerektirmektedir.
Kullanıldığı her alanda farklı bilgi ve beceri gerektiren sesin sinemada kullanılması daha da karmaşık ve üst düzeyde teknik bilgi ve becerinin yanı sıra estetik duyarlılık da gerekir.
Bu kitap Türkiye’de eksikliği duyulan bir alanda; sinema alanında sesin kullanılmasını konu edinmektedir. Sesin sinemada kullanılması salt teknik bir sorun değil, aynı zamanda da estetik bir sorundur.

11-Sinemada Ses ve Müzik- Bülent Vardar
Sinemada Ses ve Müzik
Akademisyen olmam sıfatıyla, pek çok öğrencimin bir film çekerken yaşadıkları en önemli sorunun ses olduğunu gözlemledim. Özellikle senaryo ve çekim aşamasında görüntülere kafa yoruyorlar, ışık, aydınlatma için çaba harcıyorlar ama ses kaydı için kameraya ayrıca bağlayabilecekleri uygun bir mikrofon arayışına girmiyorlar ya da bunu düşünemiyorlardı. Filmlerin ses kayıtlarını ise, kameranın üzerine yerleştirilmiş genel maksatlı bir mikrofonla gerçekleştiriyorlardı. Kötü kaydedilmiş ses ve tasarlanmadan yapılmış yetersiz ses miksajları yüzünden pek çok öğrencimin sınavlarda başarısız olduğunu anımsarım. Ayrıca bu soruna katıldığım pek çok kısa film yarışmasının jürilerinde de tanıklık ettim. “Sinemada Ses ve Müzik” isimli kitabı oluşturmamda vurguladığım bu sorunlar, itici kuvvet oluşturdu. Ses dersi verdiğim yıllar içersinde, hazırladığım ders notlarımın geliştirilmesiyle sinemada sesin ve müziğin kullanımı açısından giriş niteliğinde olan bu kitap, gerek sinema öğrencilerine, gerekse de film yapmak isteyen meraklılara katkı sağlayacağı düşünülerek hazırlandı.

12-Sinema ve Televizyonda Görüntü Kurgusu- Aleksey G. Sokolov
-Sinema ve Televizyonda Görüntü Kurgusu
‘‘Kurgu nedir, neyin nesidir? Kurgunun özü ve doğası nasıl açıklanmalıdır? Başka sanatlarda olmayan, sırf sinematografa özgü bir kurgu var mıdır? Eğer kurgu, sinema kuramcılarının savundukları gibi dansı, dramı, müziği ve resmi de kapsıyorsa, o zaman söz konusu sanatların hangi niteliğinde kendisini gösterir? Sanatın oluşumu algılama eyleminin sürecinde ve bu sürecin sonunda oluşuyorsa, bu noktada kurgunun ‘esrarengiz’ doğasına giden yolda ilk adımımızı atmış oluruz…’’
Sovyetler döneminde Devlet Sinema Enstitüsü VGİK’te kurgu hocalığı yapan Aleksey Sokolov’un, devrim döneminin büyük sinemacıları Eisenstein, Kuleşov ve Pudovkin üzerinden anlattığı kurgunun temel prensipleri..

13-Kurgu Estetiği ve Teknikleri- Yelde Özkoçak
Kurgu Estetiği ve Teknikleri
1920’lerde, dönemin eğitim ve kültür ortamının bir sonucu olarak, Rusyada sinemanın gelişimi için kurguya ihtiyaç duyulmuş ve başta Eisenstein, Pudovkin ve Kuleshov olmak üzere Ruslar kurgu sanatı üzerine ciddi çalışmalarda bulunmuşlardır. D.W. Griffithin ön ayak olduğu bu sanat teknolojik yeniliklerle gelişmesini sürdürmektedir.
Peki kurgu nedir?
Tarihsel gelişiminin yanı sıra; yöntemleri, kuralları, teknikleri ve teknolojileri ile kurgu kavramını ele alan bu kitap, kuramcıların görüşleri kadar Türk Sinemasında görev alan kurgucuların da bakış açılarına yer vermektedir.

14-Senaryo Yazımı- John Costello
senaryo_yazimi_john

“Senaryo yazmak bir dağa tırmanmak gibidir. Tırmanırken tek görebildiğiniz önünüzdeki ve tam üstünüzdeki kayadır. Nereden geldiğinizi ya da nereye gittiğinizi göremezsiniz.”
Syd Field
“Senaryoyu çalışmak, geliştirmek ve daha iyi hale getirmek; bu en önemli şeydir. İyi bir senaryonuz yoksa hiçbir şeyiniz yoktur.”
Alan Parker
“Hayatınızın en rahatsız edici ve en utanç verici deneyimleri; birilerine anlatmayı bırakın düşünmeye bile tahammül edemediğiniz şeyler; gizli rüyalarınız, en karanlık tutkularınız; tüm bunlar sizin temel malzemenizdir.”
Andrew Davies
“Belki de bilinmeyeni soruşturmaya değer, çünkü bilmemenin hissettirdiği, acılı bir şeydir.”
Krzysztof Kieslowski
“Tür, bir formülden fazlasıdır. Daha çok izleyicisi için duygusal bir albenisi olan bir hikâye türüdür. Bu albeninin gücünü önemsemeyen senaryo yazarı bunun bedelini öder.”
Ken Dancyger & Jeff Rush
“Steven Spielberg ve George Lucas, Homeros’tan bu yana devam eden hikâye anlatım biçimini değiştirdiler. Hikâyeler artık eğlence parkı gezileri tarzında anlatılıyor.”
John Milius
“… bir yazar kendi süprüntüsünü acımasızca yargılayabilen ve çoğunu çöpe atabilen kişidir.”


15-Senaryo Yazımı Sinema ve Televizyon İçin- William Miller
Senaryo Yazımı Sinema ve Televizyon İçin

Senaryo yazmak isteyenlerin sorduğu ilk soru: “Nasıl yazılır?”
Her şey bir senaryoyu başlatabilir. Başlama atışını duyan beyin harekete geçer, sahnelerden repliklere, düşsel yüzlerden, ürkütücü imajlara sıçrayarak ilerlemeye koyulur. “Sinopsis”, “Film Öyküsü” “Tretman” gibi tuhaf isimleri olan istasyonlar arasında, benzersiz bir serüvene doğru sarsılarak ilerler. Ama öncelik hep hikâyededir. Çünkü filmler hikâyeler üzerine inşa edilir. Sağlam bir hikâye ise -tüm sinema tarihinin de gösterdiği gibi- az bulunur bir nesnedir, çünkü benzersizdir…
Hangi yöntemle yazılırsa yazılsın, neye hizmet ederse etsin, sonuç olarak senaryonun bir takım özellikler taşıması gerekir. Şu soru oldukça önemlidir: Hikâyenin bir proje olarak değeri nedir?
Etkilendiğiniz herhangi bir şeyden hareketle senaryo yazmak şiirsel bir süreçtir, proje kavramını temel almak ise, mimari tasarımlara benzer. Kuskusuz yaratıcı bir iştir ancak yapılacak binanın öncelikle kimi ilkel gereksinimlere cevap vermesi gerekir: Dünyanın en güzel hikâyesini yazmış olabilirsiniz, bir proje olarak değeri yok ise filmin yapılabilmesi için para bulunamaz. Hadi para bulundu film yapıldı diyelim, seyirci gelmez. Endüstri denen masal devi seyirci getiremeyen projelerden hiç hazzetmez. Seyirci dünyanın en güzel köşkünde tuvalete gidecek olan kişidir. Onu tek ilgilendiren kendi ihtiyacıdır, sıkıştığında estetik değerler umurunda bile olmaz. Bu yüzden senaristin, yaratma esrikliğini, doğum sancılarını, kendini Tanrı gibi hissetmeyi kenara bırakıp bitirdiği hikâyenin bir proje olarak değerini amansız bir sorgulamadan geçirmesi gerekir:
Bu fikirden bir senaryo olur mu? Nasıl bir film çıkar? O filmi ben izlemek ister miyim? Bu filmi çekmek isteyecek bir yönetmen var mı? Böyle bir filme, hangi nedenle ihtiyaç var? Yapımcı bu senaryoya neden para yatıracak? Seyirci neden bu filme gelecek?
O yüzden bu soruların yanıtlanması zorunludur. Sıradan ve onur kırıcı oldukları açıktır. Üstelik çok da sıkıcıdır. Ancak hayat kurtarırlar. Sinema tarihi aynı zamanda, bu soruları zamanında sormamış ya da doğru karşılıkları bulamamış senaristler mezarlığıdır. Kendileriyle birlikte kimi yönetmen ve yapımcıları da sürüklemiş olmaları neyi değiştirir: Herkes yalnız ölür.


16-Senaryo Yazımı- Robert Edgar Hunt, John Marland, James Richards

Senaryo Yazımı-

Senaryo Yazımı temel senaryo yazım sürecini senaryonun ana parçalarını, diyalog, taslaklar ve düzeltim aşamalarını bölümler halinde inceledikten sonra Mark Herman gibi tanınmış ve Alisha McMahon, Thomas Gladstone gibi genç ve yetenekli senaryo yazarları ile senaryoları üzerine yapılmış röportajları okuyuculara sunuyor. Kitabın sonunda, bölümler boyunca ilk aşamasından son haline kadar anlatılan uygulamaların üzerinde gösterildiği İyi Bir Fincan Çay aldı senaryonun bütün taslakları bulunuyor. Kitap, sanatsal anlamda değeri olabilecek bir kısa film senaryosu temellerinin hem sinema bölümü öğrencilerine hem de meraklı amatörlere nasıl öğretilebileceğine odaklanıyor. Yazarlar için senaryo, teori ve pratiğin oluşturduğu bir diyalog. Senaryo Yazımı eğlenceli anlatım biçimi ile yaratıcılık kadar disiplin; coşku kadar dikkat; yenilik kadar tecrübe gerektiren senaryo sürecinde yazarların karşılaşacakları birçok durum ve sorun için çeşitli önerilerde de bulunuyor.
Film Yapımı Temelleri: Senaryo Yazımı’nın hitap ettiği kişiler sadece müstakbel senaryo yazarları ve öğrenciler değil; kitap bir taraftan da bir senaryoyu pazarlamak isteyenleri de ilgilendiriyor.
Film Yapımı Temelleri dizisinde yer alan Film Dili, Kurmaca Yönetmenliği, Yapım kitaplarından ilgi alanlarınıza yönelik, kapsamlı bilgiler edinebilirsiniz.