Bize Ulaşın

Bu ürünü oyla !

1-Güz Sancısı – 2008

Yılmaz Karakoyunlu’nun aynı adlı kitabından uyarlanmış, 2008 yapımı, yapımcılığını Bahadır Atay ve Fatih Enes Ömeroğlu’nun yaptığı Tomris Giritlioğlu filmi. 23 Ocak 2009 tarihinde gösterime girmiştir.Suyun Öte Yanı ve özellikle Salkım Hanımın Taneleri filminin devamı niteliğinde olup 6-7 Eylül Olayları’nı konu almış ve yoğun tartışmalara neden olmuştur.

Tomris Giritlioğlu

Yönetmen, senaryo yazarı, yapımcı, proje tasarımcısı.Hacettepe Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü mezunudur.1999 yılında yönetmenliğini yaptığı Salkım Hanımın Taneleri adlı film, Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde “En İyi Film” ödülünü aldı. Bu ödül sayesinde ünlendi. Ankara Uluslararası Film Festivali’nde ise Mahmut Tali Öngören Özel Ödülü’nü aldı.

guz sancısı


2-Yaşamın Kıyısında -2007

(Almanca: Auf der anderen Seite; İngilizce: The Edge of Heaven), 2007 Türk-Alman yapımı Fatih Akın filmidir.27 Eylül’de Almanya’da, 26 Ekim 2007’de ise, Türkiye’de gösterime girdi. 2007 yılında Cannes Film Festivalinde, Fatih Akın’a en iyisenaryo ödülü kazandırdı. Ayrıca, Almanya tarafından, ülkeyi yabancı dilde en iyi film dalında temsil etmek üzere, 80. Akademi Ödüllerine gönderildi. Akın filmdeki karakterleri yaratırken Crossing the Bridge-The Sound of Istanbul belgeselini çekerken İstanbul’a yaptığı gezilerde tanıştığı, dünyayı müzikle değiştirmeye çalışan insanlardan ilham aldığını söylemiştir.

Altı ana karakter (Ali, Yeter, Nejat, Ayten, Lotte, Susanne) etrafında geçen film, bu kişilerin birbiriyle iç içe geçen veya birbirine teğet geçen hikâyelerini, Almanya – Türkiye ekseninde ve anne-kız, baba-oğul ilişkilerini vurgulayarak anlatır. Üç bölümden oluşan filmin ilk bölümü Almanya’da, ikincisi önce Türkiye, sonra Almanya, sonra tekrar Türkiye’de, filmle aynı adı taşıyan son bölümü ise, baştan sona Türkiye’de geçer.

Fatih Akın

1994 yılında girdiği Hamburg Devlet Güzel Sanatlar Akademisi (Hochschule für bildende Künste Hamburg veya kısaca HfbK) Görsel İletişim Bölümü’nden (Visuelle Kommunikation) 2000 yılında mezun oldu. Eğitimi sırasında Wüste Film şirketiyle çalışmaya başladı. 1995 yılında ilk kısa filmi Sensin – Du bist es!’i yönetti ve bu filmle Hamburg Uluslararası Kısa Film Festivali’nde izleyici ödülünü aldı.Pek çok ödül kazanan ‘Getürkt’ isimli ikinci kısa filmini 1996 yılında yönetti. İlk uzun metraj denemesi olan Kurz und Schmerzlos’u (Kısa ve Acısız) 1998 yılında çekti.Başrollerini Moritz Bleibtreu ve Chritiane Paul’un oynadığı diğer bir uzun metrajlı filmi Im Juli (Temmuz’da) de pek çok ödül aldı. Ardından görece büyük bütçeli bir film olan ve göçmen kültürünün anlatıldığı Solino’yu çekti.Fatih Akın, başrollerinde Meltem Cumbul, Güven Kıraç, Sibel Kekilli ve Birol Ünel’in yer aldığı Duvara Karşı (Gegen Die Wand) isimli projesiyle Metin Erksan’ın Susuz Yaz’ından 40 yıl sonra Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı ödülünü kazanan Türk yönetmen oldu.2005 yılında Kebab Connection isimli bir filmin senaristliğini, diğer kişilerle beraber, üstlendi. Aynı yıl içerisinde Crossing the Bridge: The Sound of Istanbul (İstanbul Hatırası) adlı, İstanbul’un barındırdığı değişik müzikleri ve müzik kültürleri üzerine bir belgeselin yönetmenliğini yapmıştır. Belgeselin anlatımını Almanya’nın ünlü endüstriyel rock gruplarından Einstürzende Neubauten’ın bas gitaristi Alexander Hacke yapmıştır.2005 yılında Cannes Film Festivali’nde Salma Hayek,Javier Bardem ve Emir Kusturica ile birlikte jüride yer almıştır. “Yaşamın Kıyısında” filmi, Ekim 2007’de Türkiye’de gösterime girmiştir.

yasamın kıyısında


3-Tabutta Rövaşata -1996

Araba sevdalısı bir otomobil hırsızının hüzünlü öyküsü. Rumelihisarını mesken tutan Mahsun (Ahmet Uğurlu), evsiz-barksız işsiz ve kimsesi olmayan bir garibandır. Tüm dostları balıkçılardır. Sabahçı kahvesindeki çay borçlarına kadar herşeyine balıkçı dostlarından Reisin (Tuncel Kurtiz) sahiplendiği Mahsun, otomobil çalarak yaşamını sürdürür. Yaşamındaki tek tutkusu arabalardır. Geceleri çaldığı arabaları sabaha dek gezdikten sonra yerlerine bırakır. Çoğu zaman da onları garip bir coşkuyla, okşarcasına yıkayıp temizleyerek…Yine Reisin sayesinde sandelyeler üzerinde uyuklamaktan kurtulur ve kahvenin tuvaletine bakma işini üstlenir. Bir gün, kahveye gelen eroin bağımlısı kıza (Ayşen Aydemir) aşık olur. Birden dünyası değişen Mahsun, hiçbir karşılık beklemeden, yatacak yeri olmayan kıza odasını açar. Ne var ki beyazcı kız, eroin almak için bedenini, bu açılan odada erkeklere satarak Mahsunun saf dünyasında bir düş kırıklığı yaratacaktır.

Derviş Zaim

Cenneti Beklerken, yönetmenin planladığı bir üçlemenin ilk filmidir. Geleneksel el sanatlarını temel aldığı bu üçlemede Derviş Zaim, bu sanatların çekim estetiğini sinema estetiği ile harmanlamaya çalışmaktadır. Nokta filmi ise üçlemenin ikinci filmidir. Ancak Derviş Zaim film çalışmalarına 1991’de deneysel filmi Kamerayı As ile başlamış, ardından bir TV belgeseli olan Caminin Etrafındaki Taş‘ı yönetmiştir. Derviş Zaim, ayrıca Londra’da Hollywood Film Enstitüsü tarafından organize edilen bağımsız film yapımcılığı ile ilgili bir kursa katılmışltır.1992 ve 1995 yılları arasında TV yönetmenliği ve yazarlığı yapan Derviş Zaim, birçok televizyon programı da yönetti.Derviş Zaim’in uzun metrajlı filmleri ve belgeselleri birçok ödülle döndüğü yerli ve uluslararası film festivallerinde gösterildi.

tabutta-rovasata_502579


4-Sürü -1978

Yılmaz Güney hapiste yazdığı bu filmde kendi gerçekçi üslubunu korumuştur. Bu filmde de diğer filmlerinde de olduğu gibi olayları yorumlamaktan ziyade olayları yaşayanların ağızından seyirciye izletmiştir. Sürü; bir aşireti, bir ikiliyi, bir sürüyü ve daha birçok şeyi anlatır. Aşiretler arası çatışmalar, kişiler arası hesaplaşmalar, insan-doğa, insan-insan, insan-toplum ilişkileri dramatik bir kuruluşun içine yerleştirilen malzemenin salt bir kısmını oluşturur. Filmin tümü ise temelde ekonomik zorlamalarla çağdışı kalmış bir toplumun, ezilen kişilerin ve doğan çatışmaların çok geniş bir panoramasını sergiliyordu. – Türk Sinema Tarihi, Giovanni Scognamillo, Kabalcı Yayınevi Sürü filmi bir ülkenin kültürel ve toplumsal eleştirel bir biçimde ve kolayca kavranabilen bir görüntüsünü sunuyor. Bir yanda kadınların sadece bir nesne gibi kullanıldığı, geleneklere bağlı pederşahi bir toplumu, diğer yandan genç bir çiftin bu baskıcı toplum modelini kırmaya çalışmasını görmekteyiz. Oğul Şivan, onu sınırlayan ve ailesine bağlı olmasına neden olan geleneğe isyan etmektedir.Filmde Melike Demirağ hiç komuşmayan gelini canlandırıyor kocası şivanı çok sevmesine rağmen o’da dahil hiç kimseyle konuşmuyor- Filmde, bir sürünün Anadolu’nun doğusundan batısına trenle taşınması ön plana alınarak, Anadolu’nun yoksulluğu, çaresizliği ve o günlerin siyasal çelişkileri ve çatışmaları perdeye yansıtılmaktadır.

Zeki Ökten

(4 Ağustos 1941, İstanbul – 19 Aralık 2009 İstanbul), Türk yönetmen.Haydarpaşa Lisesi mezunudur. Öğrencilik yıllarında tiyatro çalışmalarına başlar. Ama gönlü sinemadadır ve 1961 yılında bu düşünü gerçekleştirip, Nişan Hançer’in yönettiği “Acı Zeytin” filminde yönetmen yardımcılığı yaparak Yeşilçam’a ilk adımlarını atar. Lütfi Akad,Halit Refiğ, Memduh Ün ve ağırlıklı olarak Atıf Yılmaz, yönetmen yardımcılığı yaptığı ustalarıdır. Ökten, 1963’de ilk filmi Ölüm Pazarı’nı çeker. 19 Aralık 2009 günü saat 18:15 sularında,önceki gün kalp ve damar hastalığı şikayetiyle acil olarak yattığı hastanede geçirdiği operasyonun ardından hayatını kaybetti.

sürü


5-Siyah Beyaz -2010

Fırtınalı bir hayat yaşamış ama 70 yaşına gelmesine karşın hala durulmamış, ideallerine bağlı bir ressam (Tuncel Kurtiz); kalp krizi geçirdikten sonra işini bırakan, sümüklü böcek besleyip sakin bir yaşam sürmeye çalışan bir avukat (Erkan Can); mesleğini yapmaktan sıkılmış, üstüne bir de karısı tarafından terk edilmiş bir doktor (Nejat İşler); hayata karşı tek başına direnen, yalnızlığı bir yaşam tarzı haline getirmiş bir iş kadını (Şevval Sam); SİYAH BEYAZ da onların sığınabilecekleri son liman… Barın sahibiyse kimseye taviz vermeyen, sinirli, alıngan ama dünya tatlısı bir insan olan Faruk (Taner Birsel)

Ahmet Boyacıoğlu

1953 yılında Zonguldak’ta doğan Boyacıoğlu, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu. 1977-85 yılları arasında Almanya’da genel cerrahi ihtisası yapan, 1997’de aktif doktorluğu bırakan Boyacıoğlu, 1988-95 arasında Ankara Film Festivali’nin yürütme kurulunda görev yaptı. 1995 yılında Avrupa Filmleri Festivali Gezici Festival’in kurucuları arasında yer aldı. ‘Oscar Filmleri’ adlı bir kitabı, ‘Cenaze Töreni’ ve ‘3×8=24’ adlı iki kısa filmi bulunan Boyacıoğlu, Tuncel Kurtiz’in rol aldığı ‘Cenaze Töreni’yle Kiev Film Festivali’nde mansiyona layık görüldü. Ahmet Boyacıoğlu, aralarında Radikal’in de yer aldığı çeşitli gazete ve dergilerde sinema üzerine yazıyor.

siyah


6-Bitmeyen Yol -1965

Konu, göçün yolları tıkadığı ve işsizliğin kol gezdiği 1960’ların Türkiyesin’de geçer. Altı taşralı arkadaşın ekmek parası kazanma uğruna büyük bir direnişle sürüp giden yaşam kavgaları. Kimi istemeyerek suça itilir. Kimi büyük kentin caddelerinde açlığa.Gerçekçi insan manzaraları görürüz. Duygu Sagıroğlu’nun filminde işçilerin sefaletini gösteren toplu resimler, sahneler bir tablo gibidir. Oğlunu okutabilmek için direnen Anadolulu kadın, bir göz odada üstüste yatan köylü aile, kum deposundaki işçiler çarpıcı görüntülerle verilir. (Agah Özgüç’ün 100 Filmde Türk Sineması Kitabından)

Duygu Sağıroğlu

(d. 1932, Trabzon), Türk senarist, film yönetmeni.Galatasaray Lisesinin ardından İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesinde eğitim gören Sağıroğlu, 1956 yılında Ankara Küçük Sahne’de dekorcu ve grafiker olarak çalışmaya başladı. Uzun süre tiyatroda dekor tasarımı yaptı. Tiyatrocular Derneği ve Cep Tiyatrosu’nun kurucuları arasında yer aldı.1959’da Atıf Yılmaz’ın yönettiği “Karacaoğlanın Kara Sevdası” isimli filminde asistan olarak, sinema alanında çalışmaya başladı. Bu dönemde birçok filmde dekor tasarımı, sanat yönetmenliği, yönetmen asistanlığı yaptı.1966’te ilk filmi “Bitmeyen Yol”`u yönetti.Anadolu insanının dramının toplumsal gerçekçi bakış açısıyla aktarıldığı bu film büyük ilgi topladı. Sinemanın “Altın Çağı” olarak tanımlanan 1960 – 1967 döneminin en önemli yönetmenlerinden biri olan Duygu Sağıroğlu, 1976’ya kadar sinemada yönetmen, senarist ve sanat yönetmeni olarak çalıştı.1979 yılında İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Sinema – TV Enstitüsü’nde Öğretim Görevlisi olarak çalışmaya başladı. 1990’lı yıllardan itibaren profesyonel çalışmalarını dekor konusunda yoğunlaştıran Duygu Sağıroğlu, 1990 yılı itibari ile yaptığı dekor tasarımı çalışmalarıyla “En İyi Dekor” ödüllerine aday oldu, bazılarını kazandı. Halen Mimar Sinan Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Sinema-TV Bölümü’nde öğretim üyeliği yapmaktadir.

bitmeyenyol[1]


7-Ben Öldükçe Yaşarım -1965

Büyük kentin acımasız kirli dünyasında, acılı bir tükenişin, umutsuz bir aşkın şiirsel öyküsü. Salon filmleri yapımcılarının dışladığı ve salon işletmecilerinin Beyoğlu sinemalarında “Koltuklarımız kırılıyor, seyircimiz değişiyor” gerekçesiyle filmlerini oynatmadıkları Yılmaz Güney’in ilk çizgi dışı filmlerinden biri. Konu, kan davası karşıtı bir öyküyü işliyor. Töre baskısıyla anası tarafından babasının intikamını alması için zorlanan, buna karşılık kan davasına karşı çıkıp Istanbul’da pavyon fedailiği yapan taşralı bir gencin dramı. fedai Ahmet (Yılmaz Güney), barın dansöz kızına gönlünü kaptırıp onu bu bataktan kurtarmaya çalışırken başı derde girer.

Duygu Sağıroğlu

(d. 1932, Trabzon), Türk senarist, film yönetmeni.Galatasaray Lisesinin ardından İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesinde eğitim gören Sağıroğlu, 1956 yılında Ankara Küçük Sahne’de dekorcu ve grafiker olarak çalışmaya başladı. Uzun süre tiyatroda dekor tasarımı yaptı. Tiyatrocular Derneği ve Cep Tiyatrosu’nun kurucuları arasında yer aldı.1959’da Atıf Yılmaz’ın yönettiği “Karacaoğlanın Kara Sevdası” isimli filminde asistan olarak, sinema alanında çalışmaya başladı. Bu dönemde birçok filmde dekor tasarımı, sanat yönetmenliği, yönetmen asistanlığı yaptı.1966’te ilk filmi “Bitmeyen Yol”`u yönetti.Anadolu insanının dramının toplumsal gerçekçi bakış açısıyla aktarıldığı bu film büyük ilgi topladı. Sinemanın “Altın Çağı” olarak tanımlanan 1960 – 1967 döneminin en önemli yönetmenlerinden biri olan Duygu Sağıroğlu, 1976’ya kadar sinemada yönetmen, senarist ve sanat yönetmeni olarak çalıştı.1979 yılında İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Sinema – TV Enstitüsü’nde Öğretim Görevlisi olarak çalışmaya başladı. 1990’lı yıllardan itibaren profesyonel çalışmalarını dekor konusunda yoğunlaştıran Duygu Sağıroğlu, 1990 yılı itibari ile yaptığı dekor tasarımı çalışmalarıyla “En İyi Dekor” ödüllerine aday oldu, bazılarını kazandı. Halen Mimar Sinan Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Sinema-TV Bölümü’nde öğretim üyeliği yapmaktadir.

bir


8-Yiğit Yaralı Olur – 1966

Başrolünde Yılmaz Güney ve Hülya Koçyiğit’in oynadığı yönetmenliğini ise Ertem Göreç’in yaptığı 1966 yapımı Türk filmidir.

Ertem Göreç

(d. 1931 – Bursa)   Sinema yönetmeni, senarist.Ortaöğrenimini yarıda bırakarak sinema dünyasına ilgi duyan ve küçük yaşta montaj işlerine yardım eden Ertem Göreç, 10 yıl süreyle sinemada küçük işlerde çalıştı. O yılların bazı önemli filmlerinde yönetmen yardımcılığı yaptı.İlk filmi “Kanlı Sevda”yı 1959 yılında yönetti. “Otobüs Yolcuları” ve “Karanlıkta Uyananlar” filmleriyle dikkati çekti.Bir filmde oyunculuk ta yapan, ayrıca beş filmin kurgusunu oluşturarak 1980’lerin sonuna kadar film çekmeye devam eden Ertem Göreç, filmlerinin çoğunun senaryosunu da kendisi yazmıştır.

yıgıt


9-Silahların Kanunu – 1966

başrollerinde Yılmaz Güney ve Nilüfer Aydan’nın oynadığı yönetmenliğini ise Yılmaz Atadeniz’in yaptığı 1966 yapımı Türk filmidir.

Yılmaz Atadeniz

(d. 1 Şubat 1932), Türk sinema filmi yönetmeni, senarist ve yapımcıdır. İlk ve orta öğrenimini Bebek ve Gazi Osman Paşa okullarında tamamladı. Kabataş Lisesi’nden mezun oldu. 1951 yılında ağabeyi Orhan Atadeniz’in teşvikiyle tekniker olarak sinemaya girdi. Kurgucu olarak büyük başarı sağladı. Faruk Kenç, Atıf Yılmaz, Nejat Saydam ve Sırrı Gültekin’le çalıştı. Bir süre yönetmen yardımcılığı yaptı. 1963 yılında ‘Yedi Kocalı Hürmüz’ filmiyle yönetmenliğe başladı. Amerikan serüvenleri türünde ucuz bütçeli filmlerin yapımını üstlendi. Sine-İş Sendikası Başkanlığını yaptı. 1967 yılında ‘Atadeniz Film’ şirketini kurup yapımcılığa başladı. İstanbul Göklerde, Türk Hava Meydanları ve Telgrafçılar adlı belgeselleri çekti. 1992 yılında Polis ve Lazaryum adlı TV dizilerini yönetti. 1963-1994 yılları arasında çevirdiği film saysı 92’dir.

silah


10-Kıran Kırana – 1966

Onunda suçsuz olduğu anlaşılan bir gençle, sevdiği kızın aşk ve macera öyküsü.

Mehmet Dinler

Doğum Tarihi : 1928, Adana1928 yılında Adana’da Doğan Mehmet Dinler, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü’nden mezun olduktan sonra, bir süre Bakırköy Bez Fabrikası’nda memur olarak çalıştı.Sinemaya 1960 yılında Osman F. Seden’in asistanı olarak girdi. 1961 yılında senaryosunu ustası Osman F. Seden’in yazdığı “Cilalı İbo Zoraki Baba”yla yönetmenliğe başladı. Yönetmen olarak imzasını attığı “Suçlu”, 1973 yılında 10. Altın Portakal Film Yarışması’nda en iyi üçüncü film seçilirken, filmdeki rolüyle Tarık Akan en iyi erkek oyuncu ödülünü aldı.70’in üzerinde film yöneten Mehmet Dinler’in filmleri arasında Cilalı İbo serisi, “Kara Duvaklı Gelin”, “Sinekli Bakkal”, “Ah Müjgan Ah”, “Ekmekçi Kadın”, “Adana Urfa Bankası”, “Zehirli Çiçek” bulunuyor.39. Altın Portakal Film Festivali Ulusal Uzun Metrajlı Film Yarışması’nın büyük jürisi olarak görev yaptı. Film Yönetmenleri Derneği üyesidir.

Kiran-Kirana-1270405408


11-Otobüs

1974 yılında, Tunç Okan tarafından çevirilen ve uzun yıllar Türkiye’de gösterimi yasak olan Türk filmi. Bu film o güne kadar oyuncu olan Tunç Okan’ın ilk yönetmenlik denemesidir. Film İsveç’e kaçak işçi olarak götürülen, bir otobüs dolusu köylerinden başka bir şehir görmemiş insanın, Stockholm’e vardıktan sonra başlarından geçenleri (şaşkınlığı, çaresizliği, imkânsızlığı, şokları) Doğu-Batı ekseninde anlatmaktadır.

Tunç Okan

(18 Ağustos 1942, İstanbul) Türk sinema yönetmeni ve oyuncu.Asıl adı Okan Külen. İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nde eğitim gördü ve hekimlik yaptı.Sinemaya oyuncu olarak başladı. Bir dönem yurt dışında kaldı. Yönetmenliğini yaptığı ilk film olan Otobüs, Türkiye’de uzun süre yasaklı kalmasına rağmen pek çok uluslararası sinema festivalinde ödül kazandı. Başrolünü Tuncel Kurtiz’le paylaştığı film çok uzun yıllar sonra özel televizyon kanallarının yayına başlamasından sonra Türk izleyiciler tarafından izlenebildi.

otobus3


12-Bir Aşk Uğruna

yönetmenliğini Tunca Yönder’in yaptığı 1994 yılı yapımı sinema filmidir. Filmin II. Dünya Savaşı sırasında geçen öyküsünde eşi ile aşık olduğu adam arasında kalan evli bir kadının iç hesaplaşmaları anlatılmaktadır.

Tunca Yönder

1938 yılında Ankara da doğdu. Üniversite lisana eğitimini İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde tamamladı. 1963 de Ankara Sanat Tiyatrosu’nun kuruluş kadrosu’nda yer aldı.1968 yılında Halk Oyuncuları’na geçti. 1970 yılından sonra sadece televizyon ve sinema ile ilgilendi. Tunca Yönder, 6.şubat 1969 gecesi TRT Ankara Televizyonu’nda yayınlanan ilk TV draması Şair Evlenmesi’nin yönetmenliğini yaparak türk televizyonları’nın ilk drama yönetmeni ünvanını almıştır.1970de başlayan çağdaş Türk reklamcılığının ilk üç yönetmeninden biri olan Yönder’in yönetmen ve yapımcı olarak binin üzerinde reklam filmi vardır. Özel televizyonların açılmasıyla birlikde yeni drama uyarlamaları da yapmıştır. Bunlardan, Kemalettin Tuğcu’nun Üvey Baba ve Küçük Besleme eserlerinin uyarlamaları büyük beğeni toplamış, uzun süre yayında kalmıştır.

bır ask ugruna


13-Işıklar Sönmesin – 1995

Yüzbaşı Murat izini sürdüğü Seydo’nun Güneydoğu’nun karlı dağlarındaki mücadele öyküsü.

Reis Çelik

İlk ve orta öğrenimden sonra İstanbul’a yerleşti. İstanbul Belediye Konservatuvarı’nda müzik öğrenimi ve İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesinde Uluslararası Ekonomi okudu.Dünya Gazetesi, daha sonra Günaydın Gazetesinde muhabir olarak 10 yılı aşkın çalıştı.Günaydın gazetesi içinde 1984 yılında Türkiye’nin ilk özel televizyon girişimi olan Video Gazete projesinde yeraldı. Daha sonra bu yayının yönetmenliğini üslendi. Benzer bir yayını Almanya’da TÜRKİYE’DEN VİDEO SELAM adıyla gerçekleştirdi.Çok sayıda reklam filmleri ve 12 belgesel film yaptı.Fotoğrafçılık konusunda ki çalışmalarını ise aralıksız sürdürdü. 12 ayrı ülkede fotograf sergileri açtı.1992 yılında atv televizyonun kurucuları arasında yeraldı. Çok sayıda program hazırlayıp yönetti. 1995 yılında gazetecilik,televizyonculuk ve reklamcılıkla ilgili çalışmalarına son vererek tamamen sinemaya yöneldi. İlk uzunmetraj filmini 1996 yılında çekti.

ısıklar


14-İstanbul Kanatlarımın Altında – 1995

yönetmenliğini Mustafa Altıoklar’ın yaptığı, 1996 yılı yapımı bir Türk filmidir. Filmin müzikleriniTuluyhan Uğurlu yapmıştır. Filmin müziği Kaset ve CD olarak yayınlanmış olup filmden daha çok ses getirmiştir.Filmde, 17. yüzyılda Osmanlı Devleti’nin IV. Murat döneminde, dünya tarihinde uçmaya teşebbüs eden ilk kişi olarak giren Hezarfen Ahmet Çelebi’nin Galata Kulesi’nden uçması anlatılır.

Mustafa Altıoklar

Türk yönetmen, yapımcı, senarist, oyuncu ve fizyoterapist. Baba tarafından Konyalı, anne tarafından ise Batum’dan Ünye’ye göç etmiş Gürcü bir aileye mensuptur. Eğitimini TED Ankara Koleji/İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi/Gazi Üniversitesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Yüksek Lisans olarak tamamlamıştır. Uzmanlık alanıfizyoterapidir. İlk eşi Yasemin Erkan’dan ayrılan Altıoklar’ın bu evliliğinden Arya Su adlı bir kızı dünyaya geldi. Sarp Levendoğlu’nun dayısıdır.

ıst