Bize Ulaşın

4 (80%) 1 vote

1-Atıf Yılmaz

Mersin’de doğmuştur. Lise öğrenimini de yine bu şehirde tamamlamıştır. Daha sonra İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinde ve güzel sanatlar akademisinde bir süre eğitim almıştır. 1951 yılında Kanlı Feryat filmi ile yönetmenliğe başlamadan önce iki kez yardımcı yönetmenlik, ve ayrıca filim eleştirmenliği ve senaryo yazarlığı da yapmıştır. Aktif olduğu dönem boyunca 110’dan fazla film yönetmiştir.2004 yılında yönettiği Eğreti Gelin filmi yönettiği son film olmuştur. 5 Mayıs 2006 yılında İstanbul’da vefat etmiştir.

atıf yılmaz


2-Ertem Eğilmez

İlk ve orta öğrenimini Konya’da tamamladı. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nden mezun olduktan sonra dükkân açıp bakkallık yaptı. Askerlik sonrasında, 1954’te Refik Erduran ile birlikte Çağlayan Yayınevi’ni kurdu. Aynı yıl gene Erduran ve Haldun Sel’le birlikte, birçok karikatüristin yetiştiği Tef adlı mizah dergisini çıkarmaya başladı. Yayın dünyasında çıkardığı cep kitapları ile bir devrim yaptı. Kemal Tahir’e, Mayk Hammer takma adıyla polisiye romanları yazdırdı. Cep kitapları işinde batınca Türkiye’nin ilk langırt makinelerini getirtti.1961 yılında Efe ve 1964 yılında Arzu Film şirketini kurarak sinemacılığa başladı. 1961’de Yaman Gazeteci filmiyle yapımcılığa, 1964’te de Fatoş’un Fendi Tayfur’u Yendi ile yönetmenliğe adım attı. Bir Millet Uyanıyor’la 1967 Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde en iyi tarihsel film ödülünü kazandı.Her türü denediyse de, çoğunlukla kolay izlenen ve geniş izleyici kitlesinin ilgisini çeken güldürüler yönetti. 1960’lı yıllardaki popüler aşk filmlerinin ardından, 1970’li yıllarda sevgi, dostluk ve güncel olayları güldürü öğesiyle kaynaştırdığı duygusal güldürülere yöneldi. Genellikle aynı oyuncu kadrosunu kullandığı ve ileride “Arzu Film Güldürüleri” diye adlandırılacak bu filmlerde zaman zaman toplumsal eleştiriye de yer veriyordu. Özellikle 1973’te çektiği Canım Kardeşim, insancıl tavrı, hüzünle güldürüyü kaynaştıran havası ve yer yer ulaştığı şiirsel anlatımıyla dikkati çeker.Karakter oyuncularına başrol veren, Münir Özkul, Adile Naşit, Kemal Sunal, İlyas Salman, Halit Akçatepe, Zeki Alasya, Metin Akpınar, Şener Şen ve Ayşen Gruda gibi güldürü oyuncularının sinemada başarı kazanmalarında payı olan Eğilmez, filmleştirilmesi oldukça güç sayılan Rıfat Ilgaz’ın Hababam Sınıfı romanını 1975’te beyaz perdeye aktardı. Hababam Sınıfı’nın başarısı üzerine Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı,Hababam Sınıfı Uyanıyor, Hababam Sınıfı Tatilde ve son olarak da Hababam Sınıfı Güle Güle adlı dört devam filmi çekti.1980-81 sezonunda Kanlı Nigar adlı müzikli oyunu sahneye koyan Eğilmez, bir süre uzak kaldığı sinemaya 1984’te Namuslu filmiyle geri döndü. 1980 yılında yaptığı Banker Bilo ve 1984 yılında yaptığı Namuslufilmleriyle, Türkiye’nin temel sorunlarını kendi mizahi bakış açısıyla ele aldı. Geniş ilgi gören Namuslu’yu, ticari açıdan başarısız olan Aşık Oldum (1986) ile gişede büyük bir başarı elde eden Arabesk (1988) izledi.

ertem egılmez


3-Natuk Baytan

1925 yılında Manisa’da dünyaya gelen Baytan, İstanbul Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nden mezun oldu. 1961 yılında Karanlıkta Yaşayanlar filmi ile yönetmenlik koltuğuna oturdu. 1960’lı ve 70’li yıllarda Sahildeki Ceset, Sırtımdaki Bıçak, Horasan’dan Gelen Bahadır, Hacı Murat, Şeyh Şamil, Namluda Üç Kurşun, Fantoma, Battal Gazi, Kara Murat gibi çoğunluğunun senaryolarını da kendisinin yazdığı tarihi ya da fantastik filmleri Türk Sineması’na kazandırmıştır.Bunların yanı sıra birçok Kemal Sunal filmine de imza attı. Natuk Baytan’ın yönettiği Kemal Sunal filmleri çekim teknikleri, replikler, yaratılan karakterler (Gardrop Fuat, Gaddar Kerim, Ayı Abbas, Dikiştutmaz Sabri, Marmara Kazım, Karbonat Erol, Sansar Selim ve Gerzek Hamdi) ve absürt üslubu ile hep bir adım öne çıkmıştır.1970’li yılların sonları ile 1980’li yılların başlarında Ferdi Tayfur’lu Son Sabah (1978), Yuvasız Kuşlar (1978), Huzurum Kalmadı (1980), Kara Gurbet (1981) ve Kalbimdeki Acı (1983) gibi arabesk filmlerine imza attı.Yönetmen son döneminde televizyon dizileri yönetmenliği de yapmıştır. Bunlardan en başarılısı Duvardaki Kan adlı dizidir. Hayatı boyunca 81 film yönetmiştir. Avrupada ismi Natuk Baitan olarak okunmaktadır. 1986 yılında İstanbul’da vefat etmiştir. Anısına 2007 yılında Natuk Baytan Belgeseli çekilmiş ve ismi İstanbul’un Fatih ilçesinde bir parka verilmiştir.

natuk-baytan-1372940624


4-Metin Erksan

Pertevniyal Lisesi’nde okudu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi bölümünü bitirdi. 1947’den başlayarak çeşitli dergi ve gazetelerde sinema yazıları yazdı. Üniversite yıllarında sinemayla ilgilenen Erksan, 1950’de Atlas Film için Yusuf Ziya Ortaç’ın Binnaz adlı filmini senaryolaştırarak sinemaya adımını attı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü’nden 1952’de mezun olan Erksan, aynı yıl Dünya gazetesinde film eleştirileri yazdı. 1952’de senaryosunu Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun yazdığı Karanlık Dünya, Aşık Veysel’in Hayatı-Karanlık Dünya, ilk filmi oldu. Dünya Havacıları Türkiye’de (1958), Büyük Menderes Vadisi (1959) adlı iki belgesel film yaptı.Edebiyat uyarlamalarına yönelerek kırsal kesim insanlarının sorunlarını işlediği filmlerle başarı kazandı. Susuz Yaz, 1964 Berlin Film Şenliği’nde Altın Ayı Büyük Ödülü’nü,Yılanların Öcü (1962), 1966 Kartaca Film Şenliğinde birincilik kazandı. Kuyu filmi (1968) 1. Adana Film Şenliği’nde birinci oldu. Halit Refiğ ile birlikte Ulusal Sinemaanlayışının temsilcisi oldu.1970 yılından sonra ticari filmler yönetti. 1974-1975’te TV için çağdaş beş Türk öyküsünü (Sabahattin Ali’nin “Hanende Melek”, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Geçmiş Zaman Elbiseleri”, Samet Ağaoğlu’nun “Bir İntihar”, Sait Faik Abasıyanık’ın “Müthiş Bir Tren” ve Kenan Hulusi Koray’ın “Sazlık”) kısa metrajlı filmler durumuna getirdi. Metin Erksan, 4 Ağustos 2012 tarihinde 83 yaşında vefat etti.

metinerksan


5-Halit Refig

1934’te İzmir’de dünyaya geldi. İlk ve orta öğrenimini Şişli Terakki Lisesinde tamamladı. Robert Kolej Mühendislik Bölümü’nde okudu. Okul bittikten sonra askerliğini yedek subay olarak Kore’de yaptı. Bu sırada amatörce 8mm filmler çekti.1956’da, Nijat Özön ile birlikte yayınladıkları “Sinema”, “Kim” isimli dergilerde, “Yeni Sabah” ve “Akşam” gazetelerinde sinema eleştirileri yazdı. Atıf Yılmaz’ın “Yaşamak Hakkımdır” isimli filmin asistanlığını yaparak sinema alanındaki ilk çalışmasını gerçekleştirdi.1960’ta ilk film olan “Yasak Aşk”ı çekti. 1963’te Şehirdeki Yabancı, 1964’te Gurbet Kuşları, Haremde Dört Kadın ve Bir Türk’e Gönül Verdim filmlerini çekti ve bu filmlerle Moskova, Yeni Delhi ve Sorrento Film Festivallerinde çeşitli ödüller kazandı. 1964 yılında Gurbet Kuşları ile Antalya Altın Portakal Film Festivalinde En İyi Yönetmen Ödülünü aldı.70’li yıllarda Türk sinemasının bunalıma girmesiyle Televizyon filmlerine yöneldi. 1974’de Türkiye’de ilk defa İDGSA Film Arşivi tarafından başlatılan eğitim çalışmalarına katıldı ve Sinema Kursları’nda öğretmen olarak görev aldı. 1975’den itibaren İDGSA Sinema-TV Enstitüsü’nde Öğretim Görevlisi olarak çalışmaya başladı.1975’te TRT Kurumu adına çektiği “Aşk-ı Memnu” ile TV dizilerine öncü oldu ve dikkatleri üzerine çekti. TRT’de danışman kurulunda görev aldı. TRT Kurumu adına 1981 yılında gerçekleştirdiği Kemal Tahir’in aynı adlı romanından uyarladığı “Yorgun Savaşçı” adlı filmin yakıldığı ilan edildi. Bu film, 1993’te televizyonlarda gösterildi.1976 ‘da ABD’de Wisconsin Üniversitesi’nde, 1984 yılında Ohio Denison Üniversitesi’nde eğitim çalışmalarına katıldı. Öğrencileri ile birlikte “The Intercessors”, “In the Wilderness” adlı filmleri gerçekleştirdi. Olgunluk döneminde daha çok düşünsel yanı ağır basan ürünler verdi. “Teyzem”, “Hanım”, Karılar Koğuşu, “İki Yabancı”, “Köpekler Adası” gibi filmleriyle yurt içinde ve dışında birçok ödül kazandı. Yurt dışındaki festivallerde filmleri için özel bölümler ayrıldı, çeşitli konferans, seminer v.b. toplantılara konuşmacı olarak katıldı. Yaşamı ve eserleri Ahmet Toklu’nun “Bir Yorgun Savaşçı Halit Refiğ” kitabına konu olmuştur. Ayrıca, hayatı ve filmleri üzerine detaylı söyleşilerin yer aldığı “Düşlerden Düşüncelere adlı bir kitap vardır (İbrahim Türk, Kabalcı yayınları, 2001).Safra kanalında tümör tedavisi gördüğü hastanede 11 Ekim 2009’da 75 yaşında İstanbul’da öldü. İstanbul Zincirlikuyu mezarlığına defnedildi.

halit-refiğ


6-Lütfi Ömer Akad

(2 Eylül 1916, İstanbul – 19 Kasım 2011, İstanbul), Türk film yönetmeni ve senarist. Türk sinemasının “Koca Çınar”ı olarak bilinen Akad, 1950’li yıllara değin tiyatrocuların egemenliğinde kalmış olan Türk sinemasının, tiyatrodan bağımsız hale gelmesini sağlayan en önemli isimlerden biri olmuştur. “Sinemacılar Kuşağı”nın ilk temsilcilerinden olan Akad, kendinden önceki sinemacılardan farklı olarak sinemanın kendine özgü dilini ve olanaklarını araştırıp geliştirmiş, imza attığı yapıtlarla kendinden sonra gelen birçok yönetmeni etkilemiş, onlara örnek olmuştur. 1948 yılında Vurun Kahpeye ile başladığı yönetmenliğini halk masalları uyarlamalarıyla sürdürmüş, polisiye filmleriyle sinema dilini geliştirmiştir. Ayrıca belgeseller çekip, senaryo yazarlığı yapmıştır. Yazdığı Işıkla Karanlık Arasında adlı deneme biyografisi Türk sinemasının başlangıç ve gelişim kesitinin görülebildiği ilginç bir yapıttır.

lütfi ömer


7-Kartal Tibet

Ankara Üniversitesi Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümü’nden mezun oldu. Uzun yıllar Ankara’da tiyatro oyunculuğu yaptı. Suat Yalaz’ın 1960 yılında yarattığı çizgi roman karakteri Karaoğlan’ın sinemaya uyarlanan Karaoğlan: Altay’dan Gelen Yiğit adlı filminde başrolü üstlendi. Dönemin jönlerinden Cüneyt Arkın’ın çizgi roman karakterleri Malkoçoğlu ve Kara Murat olarak seyircinin karşısına çıkması, bu tür macera filmlerinin popülerliğini arttırdı. Karaoğlan’ın Orta Asya’da başlayan serüvenleri, Kartal Tibet’in başrolü üstlendiği 1966 yapımı Karaoğlan: Baybora’nın Oğlu ve Karaoğlan: Camoka’nın İntikamı, 1967 yapımı Karaoğlan: Bizanslı Zorba ve Karaoğlan: Yeşil Ejder ve 1972 yapımı Karaoğlan Geliyor adlı filmlerle devam etti. Tibet daha sonra Sezgin Burak’ın yarattığı Tarkan’ı, 1969’da sinemaya uyarlanan Tarkan adlı filmde canlandırdı. Bu filmi 1970’de Tarkan: Gümüş Eyer, 1971’de Tarkan: Viking Kanı, 1972’de Tarkan: Altın Madalyon ve 1973’de Tarkan: Güçlü Kahraman takip etti.Tosun Paşa filmiyle 1976 yılında oyunculuğu bırakıp yönetmenliğe başladı.Önemli filmleri arasında Ölmeyen Aşk, Dağlar Kızı Reyhan, Senede Bir Gün, Sultan, Zübük, Gol Kralı ve Şalvar Davası yer alıyor.2007 yılında Kanal D’de yayınlanan Zoraki Koca adlı televiyon dizisini yönetti. 2008 yılında Show TV’de yayınlanan Hayat Güzeldir dizisinin yönetmenliğini üstlendi.

tibet_kartal


8-Yavuz Turgul

Itır Esen ile evli ve iki çocuk babasıdır. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Gazetecilik Enstitüsü’nü bitirmesinin ardından gazetecilik yapmaya başladı. Uzun süre Sesdergisinde çalıştı. Ses dergisinin tarihindeki en genç yazı işleri müdürü olarak görev yaptı. 1976’da Ertem Eğilmez’in desteğiyle Arzu Film’e senaryo yazmaya başladı. İlk kez Sultan filminin senaryosu ile dikkat çekti. Çiçek Abbas ve Züğürt Ağa filmleri ile başarısını devam ettirdi. 1980 yılında reklam sektörüne geçerek Manajans Thompson’da metin yazarlığına başladı. 1984 yılında, Fahriye Abla ile yönetmenliğe başladı. Ardından 1986 yılında Muhsin Bey, 1990 yılında Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni ve Gölge Oyunu filmlerini çekti. 1993 yılında Manajans Thompson’daki görevini bırakarak Jeffi Medina’yla birlikte Medina Turgul’u kurdu ve 1996 yılında izleyici rekorları kıran Eşkıya filmini çekti, bu film ile başarısını en üst düzeye çıkardı. Film o yıl Türkiye’den Oscar’a aday gösterildi. Senaristliğinin ve yönetmenliğini üslendiği Gönül Yarası adlı filmi yaptı. Gönül Yarası, aynı yıl Türkiye’den Oscar adayı olarak gösterildi. Sonrasında, yönetmenliğini Ömer Vargı’nın yaptığı Kabadayıfilminin senaryosunu yazdı. Kabadayı filmi de izlenme rekorları kırmıştır. 2010 yılında Av Mevsimi filmi vizyona girdi.Film özgün ve başarılı senaryosuyla oldukça dikkat çekti.

yavuz-turgul


9-Yılmaz Güney

Sinemaya başlaması

Yılmaz Güney, 1959 yılında Atıf Yılmaz’ın yönetmenliğini yaptığı Bu Vatanın Çocukları ve Alageyik isimli filmlerin hem senaryosunu yazar hem de filmlerde rol alır ve oynar. Karacaoğlan’ın Karasevdası’nda da yönetmen yardımcılığı yapar. Yeni Ufuklar ve On Üç gibi dergilere de öyküler yazan Yılmaz Güney, bir öyküsünde komünizm propagandası yaptığı gerekçesiyle yargılanır ve 1961 yılında bir buçuk yıl hapis cezasına mahkûm olur.İki yıl sonra tekrar kaldığı yerden devam eden Yılmaz Güney, o dönemde daha çok macera filmleri çeker. Filmlerinde ezilen, hor görülen bir “Anadolu çocuğunun”otoriteye başkaldırısı vardır. Bu dönemde Çirkin Kral lakabını alır. Bu dönemdeki en önemli Lütfü Akad’ın yönettiği ve kendisinin yazdığı bir film olan Hudutların Kanunu’dur. Bu dönem boyunca oyunculuğunu geliştiren Yılmaz Güney, abartısız ve yalın oyunculuk anlayışı bu dönemde artık oturtmuştur.

Cezaevi ve firari yılları

Yılmaz Güney, 1972 yılında “devrimcilere yardım ve yataklık yaptığı” gerekçesiyle 2 yıl hapse ve sürgüne mahkûm edildi. Yılmaz Güney içeride kaldığı süre boyunca sinema ve sanat ile ilgili fikirlerini; şiir ve öykülerini o dönemde çıkarmaya başladığı Güney dergisinde yayınlamıştır. 1974’te cezaevinden çıktı. İki yıldan fazla cezaevinde kalan Yılmaz Güney aynı yıl Arkadaş filmini çekti. Yine aynı yıl Endişe adlı filmi çekerken Yumurtalık ilçesindeki bir gazinoda ilçe yargıcı Sefa Mutlu’yu öldürmekten tutuklandı ve 25 Ekim’de Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlayan yargılamaların sonucu 13 Temmuz 1976’da 19 yıl hapis cezasına çarptırıldı.Beş yıl hapis yattıktan sonra 9 ekim 1981 tarihinde izinli olarak çıktığı Isparta Yarı Açık Cezaevinden yurtdışına firar etti. Yılmaz Güney’in hapisten kaçışı da filmlerini anımsatmıştır. Hapse girmeden önce çekmiş olduğu Şeytanın Oğlu filminde: bir günlük bayram izininde dışarı çıkan ve kayıplara karışan bir adamın hikayesini anlatmıştır. Filmine benzer bir yaşantı tecrübe etmiştir. Bir günlük izin ile hapisten çıkan Güney, Antalya’nın Kaş ilçesinden Yunanistan’a bağlı Meis adasına, oradan da İsviçre’ye kaçmıştır. Daha sonra Fransa’ya geçer ve yaşamının geri kalanını orada geçirir.Cezaevinde sinema ile olan ilgisi devam etti. Bu dönemde yazdığı Zeki Ökten tarafından çekilen Sürü ve yurt dışında ve yurt içinde büyük ilgi gören ve Şerif Görentarafından Yol çekildi. Cezaevindeyken GÜNEY adlı bir sanat-kültür dergisi çıkardı. Yol’un kurgusunu tekrar yaptı ve Cannes Film Festivali’nde ödül aldı. Yurt dışına kaçtıktan sonra Fransa’da Duvar filmini çekti. Güney’in, 1976 yılında Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi’nde tanıklık ettiği, çocuklar koğuşunda çıkan ve tüm cezaevine yayılan bir isyanın sinemaya aktarıldığı Duvar onun son filmi olmuştur.Son yıllarını Paris’te geçiren Güney, mide kanseri nedeniyle 9 Eylül 1984’te yaşamını yitirdi. Paris’te bulunan Père Lachaise Mezarlığı’na gömüldü.

yılmaz guney


10-Osman F. Seden

(d. 22 Mart 1924 – ö. 1 Eylül 1998). Yönetmen, senarist, yapımcı ve oyuncudur. Alman Lisesi’nden mezun oldu.İstanbul Üniversitesi’nde Hukuk eğitimi aldı. Yaşamı boyunca 100’ün üzerinde senaryo yazıp, film yönetti. Yönetmenliğini yaptığı filmlerde küçük rollerde yer aldı. Lütfi Akad’la senaryo çalışmaları yaptı. Birçok filmini çektiği Seden Film Şirketi’ni kurdu.1951 yılında Kani Kıpçak`ın yönettiği “İstanbul Kan Ağlarken” adlı filmin yazarak sinemaya girdi. 1956`da ilk filmi Kanlarıyla Ödediler’i çekti. 1959`da çektiği “Düşman Yolları Kesti” adlı filmle Türk sinemasının önemli yönetmenleri arasına girdi. Bazı önemli filmleri Düşman Yolları Kesti (1959), Namus Uğruna (1960) ve Çalıkuşu’dur (1966). Genellikle duygusal filmler çekmesine rağmen ilk dönemlerinde Feridun Karakaya’nın unutulmaz tiplemesi Cilali İbo serisi gibi filmleri de yönettti. Sinema filmlerinin dışında son dönemlerde pek çok TV dizisinin yönetmenliğini yaptı.Sanat yaşamı boyunca pek çok ödül kazanan yönetmene, Kültür Bakanlığı tarafından 1991 yılında Devlet Sanatçısı unvanı verildi. Prostat kanserinden dolayı 74 yaşında vefat etti. Aynı zamanda kendisi Adana Ceyhan kaymakamlığı yapmış olan Şeyh Ahmet Hamdi Efendinin torunudur.

OSMAN F SEDEN